Özlemek bir zaman birimi olabilir mi?

fullsizerender

 

Özlem bir zaman birimi olabilir mi diye soruyorum kendi kendime birkaç zamandır.

Günler, geceler aylarla değil de, birisini ne kadar özlediğimizle geçen zamanı ölçebiliyor muyuz diye düşünüyorum Paris’i arşınlandığım bugünlerde.

Evrende kara delikler gibi gizemli boşluklar yaratan tuhaf bir duyguya benzetiyorum özlemeyi. Özlemeye alışıyoruz, aslında aklı kandırıyoruz.

Tuhaf, akıl kandırılabiliyor ama kalp değil. Düşündüğünde özlediğin kişiyi, ne denli canının acıdığını fark ediyorsun.

Tüm bunları beyaz pencereleri yere kadar uzanan, sessiz bir Paris evinde yazıyorum. Sokak ise tam tersi, aralık ayına yakışan bir canlılık var, sohbet sesleri geliyor. İnsanlar işlerinden çıkmış, restoranlara geliyorlar, kafelerde buluşup sohbetler ediyor, hayatın tadını çıkarıyorlar ve genelde samimi ve gerçek bir yanı var konuşulanların. Birbirine caka satan yok. Bulunduğum sokakta her şeyi seviyorum. Hep anneannem olsa ne kadar severdi diyorum, saatlerce bu camdan bakardı diye aklımdan geçiriyorum.

Masanın üstünde okumak için çıkarttığım kitaplar var ama bir hayli hastayım nasıl okuyacağımı bilmiyorum. Konular ağır, yazarlar Nobel ödüllü ekonomistler biri Amartya Sen diğeri Esther Duflo. Yoksulluğun önüne geçmeye çalışan iş modelleri ve sürdürülebilir kalkınma etrafında düşünüyorum. Bu baş ağrısı ile bu akşam bu kitaplar bekleyebilir. Çalışma konumda da anneannemden bir iz var. Çocukken sahip olamadıklarının yerine hiçbir şey konmaz derdi anneannem. Sosyal adaletin olduğu bir düzene katkıda bulunmaya çalışıyorum, yine ondan bir izle.

Eve gelecek kimse yok üstelik hastayım ama pijamalarım yok üstümde, tıpkı onun gibi. Fena bir şıklıkta değilim. Bunu da ondan gördüm.

Yemekte ne yiyeceğimi de biliyorum, yalnız yaşarken bir kere bile  dışarıdan yemek söylemedim, bizi nasıl ev yemeğine alıştırdıysa. Söylesem suçlu hissediyorum.

Bir de küçücük bir çam ağacı aldım. Altına umutlarımı koydum, on tane yıldızlı lamba, az biraz süs. Ben yeni yıla hazırım. Bu yıl benim yılım diyorum, her yıl olduğu gibi.

Onun gibi hep umutlu hep neşeli, hep olumlu olmaya çalışıyorum.

Mutfak, her yer derli toplu.

Gece yatmadan yarın yapacaklarımı da aklımda sıralayacağım.

Aramızda onunla elbette bir sürü fark var ama hayatta beni ben yapan bir sürü şeyi ondan aldığımı fark ediyorum yaşım ilerledikçe. Kendimi keşfettikçe, başarılarımın, hayattaki duruşumun, kimi zaman kendime güvensizliklerimin ondan geldiğini fark ediyorum.

Olabildiğince üstüne gidiyorum beni engelleyen ne varsa, neyden korkuyorsam, Deniz korkmasaydın ne yapardın diyorum. İkimiz için yapıyorum bunu en çok. Onu olması gerektiği yere götürüyorum kendimce.

Anneannem benim kadar geniş imkanlara, eğitim şansına, onu böylesine destekleyen bir aileye, böyle bir sosyal çevreye, dostlara sahip olmadı.

Onun sahip olduğu müthiş zeka, beceri toplumsal hayatta yerini bulamadı. Ama bilinçli ama bilinçdışında yapmaya çalıştıklarımda onun izi var bunu artık daha iyi fark ediyorum.

Bundan tam 3 yıl önce, anneannemin başında korku, çaresizlikle bize veda etmesini beklerken yaşadığımız hiçbir şey unutulmadı ama gündelik hayatta her şey akarak devam etti. Sevdiklerimizden bizlere kalanlarla büyüyoruz, yolculuğa onlarsız devam ederken, anılarımızın sıcaklığı ile ayrılığın soğuttuğu kalplerimizi ısıtıyoruz.

İçimdeki özlem zamanın gerçek ölçü birimi belki de , çünkü herkesin kullandığı ortak zaman birimi o derinliği veremiyor sanki…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s