Trump Monica’nın ilahi adaleti mi?

hillary-clinton-reaction-to-monica-lewinsky-scandal

Monica Samille Lewinski…

Amerika seçimlerinden tam 21 yıl önce 1995 yılının Kasım ayında, dönemin Amerikan başkanı Bill Clinton ile ilk kez birlikte olur.

Lewinski, kimsenin ağzından düşüremeyeceği bu ilişkiyi yaşadığında sadece 22, Bill Clinton 49, Hillary Clinton ise 48 yaşındadır.

Ben o sıralarda henüz 10 yaşında bir ilkokul öğrencisi iken gözlerim açık haberleri izleyip, gazeteleri takip ederken onu büyük bir kadın gibi algılamış ve cinselliğin bu denli açık bir biçimde konuşulmasına ilk kez tanıklık etmiştim. Elbette bu sansürsüzce verilen haberler hepimizin ilgisini çekiyordu. Tüm ayrıntılarla  basında geniş bir biçimde yer alması şimdi düşündüğümde Lewinski için ne denli korkunç bir durumdu. Reşit olma yaşını henüz geçmiş bir genç kadın aslında kendinden 30 yaş büyük bir adam tarafından tacize uğramıştı. Hakim olsaydım, bu kadar yaş ve konum farkı ile bunu taciz statüsünde bir dava olarak değerlendirirdim. Her zaman “Rıza” kavramının toplumsal koşullar açısından değerlendirilmesi taraftarıyım.

Bill Clinton’un tüm karizmasını bir kenara bırakın, Amerika Başkanı’nın sizinle ilgilendiğini düşünün. Çok az kişi buna karşı koyabilir, daha doğrusu bu tacizden çok az kişi sıyrılabilir. Başkan’a hayır demekten dolayı henüz başlamakta olduğunuz kariyerinizin son bulabileceğinin korkusu bile buna yeter de artar  bile, ya da yalnızca bulunduğunuz durumdan korkabilirsiniz.

Her şeyi bir kenara bırakalım, yaşanan ilişki, 50’sinde bir dünya başkanının tüm üstünlüğünü kullanarak, stajyerini baştan çıkarışını ve görevini suiistimal etmesini değiştirmiyor.

Tüm bu olaylar esnasında Lewinski aşağılanmaların ve küçük düşürülmenin en kahredicilerini yaşadı.

Lewinski, geçtiğimiz yıl, kendi TED Talks’ta yaptığı konuşmasında, anne ve babasının, intihar etmesinden korktukları için defalarca gelip o banyo yaptığı zaman onu kontrol ettiklerini, uykuya dalmadan gelip nefesini dinlediklerini, kullandığı depresyon ilaçlarını, yeniden hayatını kurmak için ne denli çaba sarf ettiğini anlatırken ağladığımı hatırlıyorum.

Rus Yahudisi bir doktor ile varlıklı Bewerly Hills’li bir ailenin kızının çocukları olan Lewinski, hayata sıfırdan başlayan yükselmek için erkeklere ihtiyaç duyacak bir profil değil ancak her genç insanın olduğu gibi son derece tecrübesiz bir yaştadır bu olay yaşandığında.

Peki tüm olaylar yaşanırken Hillary Clinton ne yapmıştı?

Kadın hakları için ölüp biten Hillary nedense böylesine rezil bir durumda ne soyadından ne konumundan vazgeçti. Lewinski sanki Clintonların müthiş evliliklerini bozan dünyanın en kötü kalpli ve gülünç fahişesi damgasını yerken, o mavi ceketlerini çekip, Bill Clinton’ın yanında kaldı. Ne kadar da iyi ve güçlü bir kadındı, seks skandalında eşinin yanında yer alıyordu.

Tüm dünyanın Monica’yı lanetlemesine izin verirken, ataerkil bir düzenin işlemesine katkıda bulundu Hillary Clinton.

Kariyerinden ve gücünden kaybetmemek adına samimiyetsiz, eski kafalı bir yol seçti. Eşinin soyadına yapışmak yerine, Lewinski’nin elinden tutmayı tercih etseydi kim bilir, bugün onun samimiyetine daha çok insan inanır, demokratların son yıllarda aldığı en düşük oyu almazdı.

Belki de en çok da bu yüzden Hillary Clinton’a hiç güvenemedim, samimiyetine inanamadım.

Trump’ın seçilmesi, Monica’ya tüm dünyaca yaptığımız bir yanlışın geri dönüşüdür belki de.  21 yıl sonra, tam da ilk olayların yaşandığı Kasım ayında gelen ilahi bir adalet gibi.

Protestolar Amerika sokaklarında sürerken, dünya bugünlerde güçsüzün yanında olamamanın, Orta Doğu’da kan güden politikaların, anasız babasız kalan çocukların, durduk yere parçalanan bedenlerin, önü kesilen pırıl pırıl dürüst ve yetenekli siyasi kariyerlerin bedelini ödüyor. Vahşi kapitalizm kurallarının en basit işlerde dahi işlediği, samimiyetsizliğin, çıkarcılığın özel hayatlardaki ilişki biçimlerine dahi sızdığı bu dünya düzenin değişmesi için her şeyin yıkılmasına ihtiyaç var. Bataklığa sürüklenmiş dünyanın ekonomik sıkışmışlığı, yabancı düşmanlığı, cehalet ve şov merkezli propoganda bugün Donald Trump’ı dünya başkanı yaptı.

Sol görüşlü partiler savundukları değerlerin tam tersi yapılanmalarından vazgeçmemeye devam edip, genç dinanmik liderler çıkaramazlarsa daha çok Donald Trumplar seçecektir dünya. Nedeni ise sağ liderler ve kitleleri arasında müthiş bir benzerlikten ileri geliyor. Onlar kendi seslerini bulabilirlerken, ne yazık ki pestili çıkan sosyal-demokratlar ve sol iktidarlar yeni nesillerin hayallerine cevap vermeyi bırakın, kendi kitlelerini ayak sürüreyerek, zorunlulukla oy verdirmenin dışında hiç bir şey yapmıyor.

Liderleri olmayan dünyanın yüzde ellisi daha çok hayal kırıklığına uğrayacağa benziyor. Söylemleri ve hayatı birbirinden farklı Clinton’ı desteklemek zorunda kalıp üstüne Trump’ın seçilimesine göz yummak zorunda kalmak bunun en iyi örneklerinden biri.

Şöyle de diyebiliriz; bu nedenden ötürü yüzde elli değil hepimiz batıyoruz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s