Aç kalmasın çocuklar

IMG_5568
Hindistan, Bandra’da bir sokak pazarı.

Tüm dünya, 2015 yılına büyük umutlarla girmişti ki 6 Ocak’ta Fransa’da Charlie Hebdo’ya yapılan saldırılarla allak bullak oldu. 2015 yılı boyunca ise hem Türkiye hem de dünya terörün korkunç ve soğuk yüzü ile çarpışmak zorunda kaldı. Acılarına acılar eklenen dünyamız, 2016 yılına keyifsiz giriyor. Fakat tam da bu yüzden tüm keyifsizliklerin en güzel ilaçlarından biri olan umutla üretmenin, 2016 yılında imkânı olan her bireyin listesinde yer alması gerekiyor çünkü dünya her ne kadar da dijital çağa girilmesi ve bilginin erişilme şeklinin değişimi ile farklı bir döneme başlamış olsa da dünyanın halen çözemediği temel sorunları var.

Temel hedefler
Tam da bu yüzden 25 Eylül 2015 tarihinde Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi’nde Birleşmiş Milletler’in üye devletleri, 2030 yılına kadar yoksulluğu sona erdirmek, eşitsizlik ve adaletsizlikle mücadele etmek ve iklim değişikliğinin üstesinden gelmek için belirlenen 17. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefini kabul etti. Hedeflerin konu başlıkları ise ilham verici: Yoksulluğa ve açlığa son vermek, sağlıklı bireyler, nitelikli eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, temiz su, hijyen ve halk sağlığı, erişilebilir ve temiz enerji, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme, sanayi inovasyon ve altyapı, eşitsizliklerin azaltılması, sürdürülebilir şehir ve yaşam, sorumlu tüketim ve üretim, iklim eylemi, sudaki yaşam, karasal yaşam, barış ve adalet, hedefler için ortaklıklar. 
Tüm hedefler birbiri ile örtüşmekle birlikte en önemle dikkat edilmesi ve topyekûn mücadele edilmesi gereken hiç şüphesiz açlığın ortadan kaldırılması. 2000 yılında kabul edilen Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedefleri sonucunda 2015 yılına gelindiğinde özellikle yoksulluğun önlenmesi ve açlığın sonlandırılması konusunda büyük başarılar sağlandığı tespit edildi ancak bu yeterli değil. 
Dünya Bankası’nın 2015 verilerine göre 1.44 milyar kişi halen aşırı yoksullukla mücadele ediyor, günlük kazançları ise 1.25 doların altında. Ancak araştırmacılar yoksulluğun tanımının yalnızca “maddi” bir açıklamasının olmadığını bunun ötesinde çok boyutlu bir yoksulluk indeksinin konuyu daha da acı kıldığını ifade ediyorlar. Yaşam standartları, sağlık ve eğitim şartları, yoksulluğu nasıl tanımladığımızla yakından ilgili. Konuyu daha somutlaştıracak olursak, dünyada 1.6 milyar kişi hayatını idame ettirebilecek, hayatları için anlamlı kararlar alabilecek fırsatlardan yoksun. Aşırı yoksulluk ile mücadele eden kişilerin yüzde 85’i kırsal alanda yaşarken, yüzde 29’u Sahra altı Afrika’da bulunuyor. Türkiye’de ise henüz çok boyutlu bir yoksulluk indeksi yok, ancak yukarıdaki üç koşul için kendi gözlemlerimizden dahi yola çıksak dünya sıralamasında pek de iyi yerlerde olabileceğimiz düşünülemez. 
Tahminlere göre, dünyada açlığın ve sefaletin bittiğine tanık olacak ilk nesiller olabiliriz fakat bunun için bizleri çetin bir mücadele bekliyor çünkü yoksulluğun azaldığı düşünülse bile yaklaşık 800 milyon insan, herhangi bir zorluğun ortaya çıkması durumunda yoksulluğun pençesine düşme riski altında bulunuyor.

Türkiye 135. sırada
Kuşkusuz bu riskleri yaratan en önemli nedenlerden birini de dünyada yaşanan çatışmalar ve savaşlar oluşturuyor. Institute for Economics and Peace’in 2015 verilerine göre dünyada yalnızca 11 ülke savaşmazken, 164 ülke bir çatışma şekli ile karşı karşıya. Türkiye dünyada barış sıralamasında ise 135. sırada yer alıyor. 
Ne yazık ki yalnızca terör saldırılarında hayatlarını kaybedenlerin sayıları 2013 yılından bu yana 18 bin kişiye ulaşmış durumda. 
Bu sayı 10 bin civarında askerin hayatını kaybettiği Normandiya çıkarmasından daha fazla. Üstelik tüm bu saldırıların en korkunç yanı bir savaştan ziyade gündelik hayatta meydana gelmesi. Mülteci sorunları ise, yoksullukla mücadeleyi elbette kolaylaştırmıyor. Bu yüzden 2016 sürdürülebilir bir dünya için el ele verme vakti. 
Belki de bu yıl en çok kendimize, sıradan sorunlara canımız sıkıldığında, çocuklarından hangisinin aç kalacağına karar vermek durumunda kalan anneler olduğunu hatırlatmamız gerekiyor. Ancak bu hatırlatmayı da bencilce, halimize şükretmek ya da moralimiz yerine gelsin diye değil de tam tersine onlar için neler yapabileceğimizi gözden geçirmek için yapmamız gerekiyor. Kısacası açalım ki kollarımızı, aç kalmasın çocuklar. Mutlu, umut dolu ve sürdürülebilir bir yıl olsun hepimize…

 

D.B

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s