Martı mı beni, ben mi martıyı kurtardım?

Deniz BAĞRIAÇIK

Bazen nedenini bilmeden bir yöne doğru gitmeye karar veririz. Her zaman gittiğimiz sokağı bir başkasıyla değiştirir, bir başka yöne doğru yürürüz. Kimilerine göre bu gidiş yönünü belirleyen kaderdir, kimilerine göre tesadüf, bazıları için ise bizim içgüdümüzdür. Seçimlerimizin, söylediğimiz sözlerin, kırdığımız kalplerin, mutlu ettiğimiz canlıların herşeyin ama herşeyin bize bir geri dönüşü olduğuna karar verebiliriz, bu yüzden eylemlerimizin sorumluluklarını daha çok kucaklamak isteyebilir ya da herşeyi reddedip, bunların üzerine hiç akıl yürütmeyebiliriz. Seçimlerimiz bizlerin kim olduğunu belirlerken, nasıl bir hayat yaşayacağımızı da ortaya çıkarırlar ancak içinde bulunduğumuz şartların, fırsatların eşitliği de bir noktaya varmamız konusunda son derece etkilidir. Fakat bugün paylaşmak istediklerim, fırsatların eşitliği ya da şartların adaletsizliğinden ziyade ne olduğuna sizlerin karar vermeniz gereken bir öyküdür.

Geçtiğimiz pazar akşamı sekiz buçuğa kadar, çalışıp eve dönmek yerine, biraz daha dışarıda oyalanmayı tercih ettim, annemle buluştuk ve daha yürümek istediğimi söyledim hatta bir şeyler atıştırmak istediğimi bile, bunu sıklıkla yapmam, genelde eve gidip sürekli yapmam gereken işler olduğu telaşıyla ya yazı yazarım ya da başka şeylerle uğraşırım, mümkün olduğunca programlı kalmaya çalışırım. İçimde devamlı yetişmeyeceğine inandığım işlerin telaşını duyarım üstelik bazen hiçbir işim olmadan bile yapabilirim.

Fakat o gün, annemle beraber oturduk, oyalandık. Sonra da farklı bir yoldan yürüme konusunda anneme ısrar ettim, normalde o yoldan eve gitmemiz dördü geçmemiştir. Yürüyerek yukarı doğru çıkarken, mağazalara uzun uzun baktık, ona yeni açılan, çok hoşuma giden küçük bir kafeyi gösterdim. Kafe sahibi ile kısa bir sohbetin ardından yürümeye devam ettik. Artık ilerlediğimiz yolda pastaneler, mağazalar kapanırken, kapılarını kapatmakta olan bir fırının önünde, bir martının kaldırımdan bir yola inip, bir yukarı çıktığını gördük. Hayvancağız, arabaların gelip geçtiği caddeye çaresiz gözlerle atlayıp, yürümeye çalışıyordu. Belli ki kanadına bir şey olmuştu. Fırının kapılarını kapatan iki çalışan da martının uçamadığını söylediler. Yavaşça martıya doğru yürüdük, aklımdan bir sürü düşünce geçiyordu: Kanadı kırık koca bir kuşa ne yapabilirdim, akşamın bir saatinde, ya da açık veterinere nasıl yürüyecektim. Düşünsenize, göklerde uçup, balıkları avlarken, hatta vapurun peşinden simitlerle yakalamaca oynarken, bir pazar gecesi, çaresizce yolda arabaların çarpmasının yanında bir de sokak köpeklerinin, kedilerinin oyuncağı oluveren bir martıya dönüşmüşsünüz, durumu böyle hayal edince iyice içim burkuldu. Kuş çaresizlikle dolanırken, ürkütmeden ona doğru yürüdüğümde, kanadına bir misinanın takılmış olduğunu gördüm, misina öylesine sıkıca dolanmıştı ki, zavallı martı neye uğradığı şaşırmıştı. Muhtemelen canı acıyor, gagası ile çözmeye çalıştıkça da iyice düğüm oluyordu.

Pastaneyi kapatmakta olan yardımsever kadın, “ Durun madem misina, şurada bir hayvan malzemeleri satan bir mağaza var belki onlar açıktır, yardım isteyebiliriz “ dedi. Martıyı da o tarafa doğru yönlendirerek ve arabaları da durdururak, yolun diğer tarafına geçtiğimizde mağazanın kepenkleri indirmekte olduğunu ama gitmediklerini gördük. Uzun boylu, sevecen yüzlü mağaza sahibi ve yanındaki arkadaşına durumu söyleyince, “ Durun bekletin martıyı, eldivenlerimi giyeyim” dedi. Bu arada martının üzerine bir koli koyarak, onu yakaladık. Tahmin edeceğiniz üzere, içim rahat etmediğinden koliyi kuşun kaçmayacağı şekilde, hava almasını sağlayarak yukarıda tuttum. Eldivenlerini giymiş mağaza sahibi, koliyi kaldırıp martıyı tutmak isteyince, hayvan korkup birkaç adım atmış ama yeniden yakalamayı başarmıştık fakat elinde bu sefer makası tutamayınca, makası anneme vermiş, canını acıtmaktan korkarak annem oldukça cesur bir biçimde, misinayı kanatlarına arasından kesmişti, iyice emin olmak adına biraz daha kesmeye uğraşmıştı ancak hayvan fazlaca korktuğundan, içimize sinince bırakmıştık.

Martı birkaç şaşkın adımın arkasından, kanadını açıp, bir duvarın üstüne çıkıverdi ancak belli ki o da kanadını yeniden kullanmaktan dolayı oldukça şaşırmıştı. Ona bir adım daha atınca, bu güzel kuş koskoca kanatlarını açıp gökyüzüne doğru havalandı ve öylesine yükseğe uçtu ki, bunu herkesin görmesini isterdim. Geçtiğimiz pazar, o saatte orada olan herkes, martının kanatlarını açmada bir görev edinmişti. Birimiz martının kanadını görmüş, birimiz mağazaya götürmüş, yakalamış, tutmuş ve misinayı kesmiştik…Bu tıpkı çocukken oynadığımız oyuna benziyordu, parmaklarımızdan birinin “ hani bana demiş” diye biten oyununa. Ancak burada hani bana diyen kısmı yazıyı okuyanlar olarak ilan ediyorum.

Benim bu öyküden çıkardığım birkaç bir şey var kendi adıma, onları da şöyle ifade etmek isterim:

Hayatımızda, kanatlarımızı açıp gittiğimiz günlerin ardından bir gün gelir, uçamadığımızı hissederiz, kanatlarımız açılmaz olur, uçamaz oluruz üstelik kimi zaman nedenini bilmeyiz. Bir engele durmadan takılıp dururuz, çoğunlukla takıldıklarımız kendimizin kendine koyduğu engellerdir. Kendimizi eleştirip durmaktan, endişelenmekten, yaptığımızı düşündüğümüz o hatalardan korkmaktan vazgeçmeyiz bir türlü. Birileri için çok iyi olmaya çalışırız, birilerini mutlu etmeye, bu bazen yakınımızdaki birileridir bazen hiç tanımadıklarımız. Martının durumuna bakılırsa, ya denizden balık avlamaya çalışırken, bir balıkçının misinasına takıldı ya da birileri eğlence olsun diye hayvancağızın kanadını bağladı çünkü bulunduğumuz yer denize iki kilometre kadar uzaktaydı, oraya seke seke gelmesi biraz zor gibi gözüküyor. Bunları bilemeyiz ama sonuçta ona birileri yardım etti. Bu da benim çıkardığım başka bir ders: Yardım isteyin, birilerinin size yardım etmesin izin verin. Takılıp düştüğünüzde, işin içinden çıkamadığınızda, umutsuzluğa kapılıp ne yapabilirim dediğinizde, birilerine bir şey sorun, tanıdığınız ve sevdiğiniz insanların peşini bırakmayın. Gerçekten aranızda bir bağ oluşmuşsa size yardım edeceklerdir. Gözlerinizi kapatıp, herkesin size yardım etmek istediğini hayal edin, eminim yardım edecek birileri, sizi destekleyecek gerçek bir arkadaşınız vardır. Yardım dileğiniz reddedilirse, bu gururunuzu incitmesin çünkü bu sizin değil diğer kişinin sorununa dönüşecektir. Eminim ki, birileri size tüm yüreği ile elini uzatacak, elini uzatmayan kişi de şanslı ise yaptığı hatayı anlayacaktır, şansı yoksa da hatası ile ömür boyu yaşamak durumunda kalacaktır.

Yeni yılda kendi kanatlarınıza misinalar bağlamayın, bağlanmasına izin vermeyin, diyelim ki oldu yardım isteyin…

O martı ile karşılaşmayı nasıl anlamdırmak isterseniz öyle anlamlandırın: Kader, tesadüf, içgüdü, hissiyat hepsi aynı şeyde buluşturuyor: O martı ile karşılaşmaya, kanatlarını açmaya ve bu hikayeyi sizinle paylaşmama varıyor. Bu satırları, geçen hafta yazabilirdim ama bir hafta boyunca, insanın kendi adına koyduğu engelleri ve bunları kendi içimde fark etmekle meşguldüm. Kendini sevmek, değer vermek, varlığımızın değerini fark edebilmek, anlamsız suçluluk duyguları duymak, başkalarını mutlu etmek adına verdiğimiz kararları düşünmek, bunların hiç birinin hayatımız üzerinde olumlu etkileri olmadığı gibi yapmak istediklerimizi sınırlandırmak konusunda müthiş derecede etkili olduğunu bir kez daha fark ettim.Hayatta engeller ile karşılaşıyorsanız, en önce o engellerin kimin tarafından koyulduğuna iyice dikkatle bakın. Muhtemelen bir kısmı size ait olacaktır.

Ben mi o martıyı kurtardım o martı mı beni kurtardı bilemiyorum ama bazı olayların bize simgesel olarak geldiğini ve bizlerin de doğru dersi, mesajı alana kadar da devam edeceğini düşünüyorum. Bir başka seviyeye atlamak istediğimiz o bilgisiyar oyunlarını düşünürsek, kendi hayatımız ile ilgili yapmamız gerekenin de, tıpkı oyunlardaki gibi kendi seviyemizdeki engelleri geçmemiz gerektiğidir. Zannedersem, hayatımızda konu ne olursa olsun bir adım atmak istiyorsak, o engellerin neyden kaynaklandığını fark etmemiz gerekiyor. Aksi takdirde, misinalı bir hayat bizi bekliyor gibi gözüküyor…

Not: Yukarıdaki fotoğraf Pinterest’ten alınmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s