Patlat bir kahkaha!

kahkaha

Deniz BAĞRIAÇIK

Rabelais “Rire est le propre de l’homme”  diyen bir edebiyatçıdır, yani ona göre insanlar ile hayvanları ayıran en temel özelliklerden biri gülmektir. Rabelais, Rönesans’ın yıldızlarından biridir. 16.yüzyılın edebiyatçısı, büyük Fransız düşünür, çağının, kapkaranlık siyah örtülerini çıkartmakta katkıda bulunmuştur ve 21.yüzyıl da bile Fransız edebiyatı sınıflarında değerini yitirmemiştir. Henüz 15 yaşında tanıştığım Rabelais’nin bu sözü, hayatımda durup durup düşündüğüm, varoluş sorularıma yanıtlar ararken içimi rahatlatan bir tümce olmuştur. Güldürebilmek ve aynı zamanda gülmek gerçek bir zeka işidir ve bu yüzdendir ki espri sözcüğü , Fransızcada, “ zeka” anlamına gelen Esprit  kelimesinden dilimize geçmiştir. Bizi gülmekten kırıp geçiren birçok tiyatrocu, sanatçı, siyasetçi, yazar düşünür gerçekten de zekâya sahip olan kişilerdir. Mizah yabana atılamayacak bir sanat ve yeri geldiğinde bir hayli savunmasız bırakan silahtır. Darbe dönemlerinde, mizah dergilerin ciddi yükselişlerini de unutmamak gerekir. Bu yüzden de bu silahı yok etmek için tiyatrolar kapatılır, karikatüristler yargılanılır, kısacası kahkaha muhalefetin ses bombasıdır.

***

Güldürmek de çoğunlukla erkeklere ithaf edilen bir özelliktir. Erkekler güldüren ve kadınlar da genellikle gülenlerdir. Komedyen  kadına pek rastlanmaz, rastlansa dahi pek de hoş karşılanmaz. Bu da toplumsal cinsiyetin bir ürünüdür. Birilerini güldürebilmek de bir iktidar ilişkisinin ürünüdür. Tıpkı çoğunlukla kadınların yemekleri yaptıkları bu dünyada, parsayı toplayanlar şeflerin erkek oluşları gibi. Kadına iş pek teslim edilmez kısacası. Ve halen birçok toplum gülmeyi ve güldürmeyi kur yapmak olarak sığ bir bakış açısından görür. Yukarıda değindiğimiz üzere Esprit yani zeka pek de kadınlarla özdeşleştirilmek istenmez ve kadınlar da öne çıkıp güldürmeye cesaret edemez…

***

Şimdi  gelelim, yine dünya gündeminde üst sıralarda yer alma şerefini bize sunan Arınç’ın sözlerine: “Sadece bir isim değil. Kadın için de bir süstür, iffet. Erkek içinde bir süstür. İffetli olacak. Erkek de olacak. Zampara olmayacak. Eşine bağlı olacak. Çocuklarını sevecek. Kadın ise o da iffetli olacak. Mahrem-namahrem bilecek. Herkesin içerisinde kahkaha atmayacak. Bütün hareketlerinde cazibedar olmayacak” Çok tartışılan bu sözler için Bülent Arınç sözlerimi çarpıtıyorlar dedikleri için öncesi ile yazmak istedim. Sözlerinden de anladığımız gibi Arınç’ın sıkıntısı değerlerin değişimi ile ilgili bir sıkıntı gibi görünüyor. Ağzından çıkanlar genellikle:  Değerlerimizi kaybetmek, kimliğimizi bulamamak, iffetli olmak etrafında dönüyor. Gülmek ve eğlenmek arasında iffet ilişkisi kuran Arınç’ın, biraz da ülkenin toplumsal değerlerinin değişimden ziyade hem bu değerleri değiştirme hem de kendi toplumsal cinsiyetinin karmaşasından içine düştüğü durumdan dolayı bu sözleri sarf ettiğini düşünüyorum. Neden mi?

***

Bülent Arınç alışık olduğumuz siyasetçilerin aksine, hatta bırakın erkeklerin aksine, siyaset sahnesinde olduğu günden beri duygularını ağlayarak ifade eden bir kişilik. Duyguları göstermek kadınlara has bir özellik olarak görülürken Bülent Arınç hiç gocunmadan, pek de toplumsal olarak erkeklerinin ağlamasının kabul görülmediği bu toplumda hıçkıra hıçkıra ağlayabilenlerden. Hiçbir zaman ağlamasından rahatsızlık duymamakla beraber, cinsiyet ayrımcılığının bir yüzü olan ağlama tabusunu yıkan Arınç’ı takdir ettiğim zamanlar da olmuştur. Hiç gocunmadan, fırsat buldukça duygularını ifade etmesi bazen gereksiz olduğunu düşünmem ile birlikte yine de takdire şayan bir durumdur. Duygularımızın ifadesi, iffetten ziyade varoluş nedenlerimizden biridir elbette ki bunların doğru ve dengeli ifadeleri önemlidir. Aksi takdirde fazla ağlamak ya da olur olmadık zamanlar da gülmek psikolojik bir bozukluğa dalalettir. Ama en çok da bu devirde bir siyaset insanın kahkaha atmak ile iffeti bir tutması, cehaletin ötesinde ciddi bir kimlik sıkıntısıdır. Tüm dünya kız çocuklarını gülümsetmek için çaba harcarken, kendi ülkesinin kadınlarının kahkaha atmasını istemeyen bir siyasetçi için daha ne yazmalı bilmiyorum. Düşünün ki,  mutlu bir gelecek için oy isteyen siyasetçiler bugün mutsuzluğu siyasi gündem edindiyseler vay halimize. Kısacası, kahkaha evrensel bir değerken, bu değere savaş açmak devrim niteliğinde bir hareket değil midir? Yazımı noktalarken Nilüfer’in erkekler ağlamaz şarkısının ilk iki mısrasını Arınç’a  gönderiyorum, güler misiniz ağlar mısınız bilemedim!

“İçinde bin pişmanlık gözlerinde yaş

                                 Yüzünde yasak duyguların verdiği garip telaş”

Deniz Bağrıaçık

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s