Doğu, batı, iktidar ve seks

ccd742793bc5f2b5fd26e49ecc2d2f85

Deepak Chopra’nın meditasyonlarından biri “I’m my deepest desire” diye başlar, yani varlığım en derin arzumdur der Chopra. Daha doğrusu doğu öğretisi, kişilerin mantralar ile yoğunlaşmalarını sağlayarak, akılda bir dinginlik yaratmaya çabalar. Yaratılan dinginlik ile öze inmek temel amaçtır. Yoga, meditasyon, nefesler, kimi zaman tutulan oruçlar, manastır günleri sessizlik yeminleri hepsinin amacı kişinin özüne inmesi, varlığını anlamlandırabilmesidir.

Batının varlık arayışı daha pragmatiktir. Varlığını anlamlandırmak ona yarar sağlayacaktır. Tanrıyı öldürmek, aklı merkeze almak, maddiyatı seçmek, mallar mülkler, işin içine gerçekliği katmak daha az acılıdır. Doğu, görünmeğini ararken, batı olmadığını varsaydığını yok ederek, yaşamın geçici olduğunu ve dünyevi zevklerinin önemini vurgular.

Aslına bakarsınız, bu sert çizgilerle bir ayrımın varlığına çok da inanmıyorum hatta öyle ki tüm bu ayrımlar doğuyu ve batıyı iyi bir pazarlama yöntemidir.

Sizce doğu ve batı bu denli keskin çizgilerle birbirinden ayrılabilirler mi, hele ki bu denli küresel bir dünyada, at izinin it izine karıştığı, sınırların yanıp tutuştuğu, aslında kaosa doğru sürüklendiğimiz bir yeryüzünde doğu ve batı felsefeleri bu denli birbirinden farklı olabilir mi?

***
Türkiye birkaç gündür, bir yoga hocasının seks skandallarını hayretle dinliyor. “Değerli üstat”, birçok farklı kadınla defalarca, “enerji akışı” için birlikte olmuş. İnsanlardaki tıkanık enerjiyi açmak için Üstat çok çabalamış.Yalnız Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerek, üstat yetenekli bir hocaymış anlaşılan, baksanıza olumlu enerji akışı sağlanmış ve sonunda kadınlar tüm gerçekliği fark etmişler: “Tecavüze uğradık, Üstat bizi kullandı.”

Kadınların ifadelerinden ziyade, üstadın yaptığı açıklama daha da ilgimi çekti:“Fiş kesmiyorlar. Kaçak üretim yapıyorlar. Bunun gibi usulsüzlükler ortaya çıkmaya başladı. Bizim görevimiz kişileri uyarmak. Sonuç olarak sadece üyeler zarar görmüyor. Marka da zarar görüyor. Uyardık. Her uyarıda ‘Bizim işimize karışma. Türkiye’nin ekonomisi böyle işliyor. Burada herkes fiş kesmez.”( Haber.com)

Kadınlar 10 senedir uğradıkları tacizi, fiş kesilmek isteyince farkına varmışlar anlaşılan, kısacası hipnozun fişi böylelikle çekilmiş.

Tüm bu olup bitenlere bakarken, Cate Blanchett’e Oscar kazandıran, Woody Allen yönetmenliğini üstlendiği “Blue Jasmine” filmi geldi. Şaşalı ve görkemli bir hayat sürerken kocasının bir takım usulsüz işler yaptığını görmezden gelen eş, aldatıldığını öğrenince ve yerini kaybetme riski ile karşı karşıya kalınca, son kozunu oynar. Kendi ipini de çekerek, varlık içindeki hayatını ve kocasına da veda ederek, eşini FBI’ya bildirir. Film boyunca, anti-depresanlar, xanaxlar ile ayakta duran yaralı eş, dimyata giderken evdeki pirinçten de olmuştur. Jasmine kendi hırsına yenilmiştir. Oysaki, 90’lı yıllarda en çok hatırlanan skandal olan Clinton skandalında, Hillary’nin tavrı, onun hayatta kalmasını sağlamıştır.

Beyaz Saray’daki odasında, o zaman 26 yaşındaki stajyeriyle defalarca birlikte olan eski Amerikan Başkanı Bill Clinton’ın eşi, Hillary Clinton gibi amacınız uğrunda sağlam adımlarla yürümek istiyorsanız , evliliğiniz sevgi ve sadakat sınırlarını ihlal etse dahi devam etmeniz gerekebilir. Hillary Clinton, eşini kendisini borçlu kılarak, sağlam adımlarla hedefine yürümeyi başarmıştır. Belki de bu yüzden bugün Amerika’nın ilk kadın başkan adayı olarak adı anılmaktadır.
***
Akif Manaf’ın Yoga Academy’desinde yaşanan skandala geri dönersek, mesele anlaşıldığı kadarıyla pek de taciz, tecavüz değil bir takım kişilerin, verdiklerine oranla pastadan paylarını alamamalarından kaynaklanıyor. Ayrıntıları bilemeyiz ve aslına bakarsanız kimseyi de suçlayamayız. Ancak bir analiz yapmamız gerekirse, ne doğu metafiziği ne de batı öğretisi, insanların güç dengeleri ve bakış açıları değişse dahi, iktidar ilişkileri hep aynı şekilde işlemekte. Seks ise, her şekilde iktidarın araçlarından biri olarak yer almaktadır.
İktidar üzerine dönen bir dünyada, kişilerin en büyük arzuları istekleri güç arayışına dönüşür. Gücün en büyük araçları her zaman için seks ve para olduğu bilinir ve ne tesadüftür ki hem seks karşılığında para, hem de para karşılığında seks satın alınabilir. Ve ne zaman ki alışverişte, kazan-kazan olmazsa çıngar o zaman kopar.

Yalnız unutmamak gerekir ki gücü çekici yapan yalnızca para değildir, iktidarın kendisidir. Bu nedendir ki Doğu ve Batı aslında farklı açılardan benzer bir noktaya ulaşmaya çalışır: İçerideki iktidar hırsını dengelemeye, gücü oransal paylaştırmaya ve bu dünyadaki var olduğumuz zaman içerisinde bir şekilde oyalanmaya. Kısacası güneşin altında yeni hiçbir şey yok..

D.B

Reklamlar

Doğu, batı, iktidar ve seks” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s