Yaş kaç?

“Asteroid-B-612 üstüne bütün bunları anlatmam, size numarasını bildirmem, büyükleri hoşnut etmek içindir. Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: ” Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?” diye sormazlar. “Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?” diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: “Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı” derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: “Yüz bin franklık bir ev gördüm” demeniz gerek. O zaman: “Aman ne güzel!” diye bağırırlar”

                                                                                                                                                                                      Küçük Prens

Deniz BAĞRIAÇIK

1, 2, 3, 4…Rakamların tüm hayatımız boyunca ciddi bir rolleri vardır üstelik yalnızca da ölçme ile sınırlı kalmazlar bazen kimliğimizi hatta yaşam evrelerimizin toplum baskısıyla biçme görevini üstlenirler. Kaç yaşında olduğumuz, kaç para kazandığımız, kaç kilo olduğumuz, kaç kere boşandığımız, kaç çocuğumuzun olduğu, kaç mülke kaç arabaya sahip olduğumuzu sorgulayan sorular bir türlü yakamızı bırakmaz ve bizleri manen büyük baskılara sürükleyebilirler hatta toplumsal değerliliğimizi bu kaç ile başlayan sorular etrafında çeşitleyebiliriz. Bir baltaya sap olamama düşüncesi etrafında çeşitlenen fikirler genelde bu “kaç” sorusundan oldukça etkilenmişlerdir.

Yaşlılık ve şehir arasında huzursuz bir ilişki vardır ancak moda ile değerlerin bir parça değişecebileceğini düşünebiliriz

Kaç ile başlayan soruların hepsi bir hayli kişisel olsalar dahi, insanlar birbirlerine bu soruları çekinmeden sorup onlara göre birbirlerini kolaylıkla yargılayabilirler. Özellikle şehirlerde kaç para kazanıp, kaç yaşında olduklarına göre yargılar. Simmel’in Modern Kültürde Çatışma adlı eserinde bahsettiği gibi şehirdeki en önemli ölçü biçimi paradır. Kaç paralık bir evde kirada oturduğunuz, kaç para kazandığınız önemlidir. Ancak, şehirde artık yaş ta önemlidir. Çünkü kapitalist sistem ve şehir düzeni, genci, güzeli ön plana çıkarır. Büyük şehirlerde yaşlıları sokakta görmek pek mümkün değildir. Özellikle metropollerde güzellik, gençlik ve para arasında adeta bir döngü vardır ancak zincir kırıldığı anda işe yaramazlar sınıfına girip, bir köşeye çekilmeniz istenebilir…

***

O yüzden de şehirlerde kaç para ve yaş kaç gibi sorular, merakın ötesinde aynı zamanda da kapitalist bir değer yargısına hizmet etmek ile yükümlüdürler adeta. Şehirdeki iş kollarında, eli yüzü düzgünün üstruplu meali olan “presentable” – yani sunulabilen, şimdiki zamandan türeyen bu kelime,  müşteriye çıkabilicek kişi anlamına gelen özelliği barındırır. Neredeyse eğitimin önüne geçecek kadar önemlidir. Hatta şehirde, var olmak için bir koşul bile olabilir. Kanyon Alışveriş Merkezi’nin reklamlarını bu açıdan son derece ilginç ve düşündürücü buluyorum:En genç, en güzel olanın Kanyon’da olduğuna vurgu yapan bu alışveriş merkezinin reklamları, hedef kitlesini estetik, güzellik, gençlikle ve para ile bütünleştirerek , ziyaretçilerine “rafine” bir alışveriş zevki vaat ettiğini ve böyle bir kitleye ihtiyaç duyduğunu ifade eder. Geriye kalan çirkin, yaşlılar başka çarşıları kullanabilirler…

Bugünlerde, yaşlanma korkusundan nasibini her ne kadar,  erkekler de almış olsalar da halen en ciddi biçimde yaş mevzundan müstarip olan cinsiyeti maalesef kadınlar oluşturmakta. Henüz kadınların kapitalinin halen güzellik olarak kabul edildiği bir dünyada yaş ve kadın arasındaki ilişkinin değişmesinin pek kolay olduğunu söyleyemeyiz, her ne kadar 40’lı yaşlar yeni 30’lar olsa dahi, yaşlanmamaya ve gücü elde tutmaya karşı verilen mücadele son derece ciddidir.

Kadınların yaşı sorulmaz!!

Çok küçük yaşlarımızdan itibaren hepimizin büyük bir netlikle aklına kazınan bir görgü kuralı vardır ki 7’den 70’e herkes bilir: “Kadınların yaşları sorulmaz” tümcesi…Çatağı, bıçağı masada nereye koyulacağını bilmeyenler bile kadınların yaşının sorulmayacağını bilir. Buradan çıkacak iki soru olabilir, ilki neden sorulmaz ikincisi hangi kadınların ki sorulmaz ?

Aslında bu ayrıcalıklı gibi gözüken iki cinsiyet arasındaki soru farklılığı pek de öyle göründüğü gibi bir nezaket nedeninden kaynaklanmaz. Kadınların toplumda yaş aldıkça, “kaybettikleri” bir toplumsal statünün diplomatik bir yansımasıdır bu sorudan uzak durma çabası çünkü tarih boyunca, kadınların en büyük kapitali güzellik ve gençlik olarak görülmüş hatta görülmenin ötesinde bir gerçeklikle beraber, başarıları da sahip oldukları da bu iki kelebek ömürlü güçlerle, toplumda bir yer edinmelerine, sınıf atlamalarına imkan tanınmıştır.

***

Romanlar, filmler, şiirler, hatta bazı savaş nedenleri, ülkelerin sonlarının gelmesi daima kadınların güzelliklerini, baştan çıkarıcıklarını sebep göstermiştir. Kadınların zekaları, yaratıcılıkları genelde geri plana itilmiştir çünkü aslında zeka yaşlanmayan bir üstünlüktür hatta yaş ilerledikçe, elde edilen deneyim ile arttığını bile dahi ileri sürebileceğimiz bir kapitaldir. Örneğin tarihin andığı kadınlar, fotoğrafın olmadığı dönemlerden bugüne öyle büyük bir kesinlikle tasvir edilir ki onların güzel olmama ihtimallerini dahi iddia etmek, başarılarının iyi yönetim ve zekalarından kaynaklandığını ileri sürmek büyük bir hata olarak kabul edilebilir birçokları tarafından.

Kleopatra’nın 40 yaşına geldiğinde kendini bir yılına zehirlettiği söylenir.

Kleopatra örneğinde olduğunda gibi, onu tasvir ederken, daima büyük hırsından, fettanlığından, güzelliğinden bahsedilir ancak zekasının parlaklığı o dönem sahip olduğu gücü nasıl kullandığından pek bahsedilmez. 40 yaşına geldiğinde de, güzelliğini kaybetmemek için, bir yılana kendini sokturduğu rivayet edilir.  Ya da güzelleri güzeli Truvalı Helen’in Homeros’un destanındaki gibi bir savaşa sebebiyet verdiği en çok aşina olduğumuz destanlardan biridir. Kadınların güzelikleri savaşların bahanesi değil de öznesi gibi gösterilir. Aslında hanedanlığın, gücün diğer bir güçlü ülkeden bir kadınla evlenme ile diğer hanedanlığa, krallığa geçeceği için kadınlar sebep olur savaşlara.

Truvalı Helen tek başına bir savaş çıkartabilir mi?

Osmanlı tarihinde tanıdık bir örneği de eklersek , hiç şüphesiz Hürrem’in aşkının, başka eşinden olan evlatlarını Kanuni’nin boğdurtması da Hürremin’in kadınlığına, güzelliğine, gençliğine, hırsına bahşedilir, Kanuni’nin zalimliği ise eriyip gider. Kuşkusuz Hürrem’in güç dengelerini eline geçirmesi onun zekasına delalet ediyordu ancak bu bizlerin cinsiyet eşitlikleri açısından pek de görmek istemediği bişeydir.

***

Kadınlar çok nadiren başarılarının ya da iyi yönetimlerinin takdirini elde etmişlerdir, etseler de cinsiyetsizleştirilmişlerdir, ya da çirkinlikleri önplana çıkarılmıştır. Örneğin bakire Jeanne d’Arc ya da Demir Bakire adıyla tarihte bilinen, 40 sene boyunca tahta kalmış İngiltere kraliçesi tarihteki cinsellikleri alınmış  başarılı kadınlara örnektir, tabi liste uzatılabilir. Feminen bir duruşla başarı sağlayan kadınlar 80’lerin feminizimden bile dışlanmışlardır. Başarılı olmak için, erkek gibi tavır almak, yaşlı, bazen de çirkin olmak gerekebilir… Çoğu kimsenin feminizmi itici, güzel bir kadına yakışmayacak bir uğraş olarak görmesi de burdan da kaynaklanan bir durum olabilir.

Güzellikleri ile sınıf atlayan, toplumda yer bulan kadınlar için yaşılılık baş etmesi zor hale dönüşür, gençlik nedenli güzel ise, yaşlılık o denli çilelidir… Toplumsal değer ve çekiciliklerini kaybederler. Güzelliği her iki cins için gençlikle de özleştiren dünya düzeni, kadınların nefes alma alanlarını daha da daraltır ve onlar için bitip bilmeyen gündelik sorunlara, can sıkıntıları ekler.

Erkeğin parası kadının yaşı

Erkekler, evliliklerinin ilerleyen yıllarında , daha genç bir kadına gider, evlilikler sonu genç ve güzel kadınlardan gelir, bu terk edişlerin diğer yüzünde de kadınlar parası biten erkekleri pek tercih etmezler. Yiğidin malı meydandır atasözü hiç şüphesiz, erkekler için söylenmiştir. Yiğitlik, tarihte yukarıda da belirttiğimiz gibi ancak cinsiyetsiz kadınlara bahşedilir. Kadınlar, korunmaya muhtaç kişiler olarak tasvir edilir halbuki biyolojik üstünlük acıya dayanma anlamında kadınlardadır. Doğum yapacakları için üç kat daha fazla acıya dayanıklı olan bir bedenleri vardır. Tabii ki daha kaslı, daha iri bir yapıya sahip olan erkek cinsiyeti ile toplumsal statüsü birleşmiştir. Bu yüzden de, tarım devri ile birlikte dışarı çıkmış, çalışmış, burjuva sınıf düzeni ile bread-winner yani ekmeği kazanan erkek olduğu için, para kazanmak onun işi haline geldiği için  ona yaşı değil de, kaç parası olduğu sorulmuştur. O yüzden de malını ortaya çıkarması istenmiştir, malını paylaşılması talep edilmiştir…Kadınların kaç yaşında olduğunun altında yatan ise doğum yapma etrafında çeşitlenmiştir. Erkekler zenginliklerini göstermeye çalışırlar. Bu yüzden de evlilik programları furyasında, erkekler genç kadın istiyorum derken kadınlar evi var mı? İşi var mı? Maaşı ne diye sorarlar çoğunlukla.

Yaşı ilerleyen kadınla, bir gece de bankada parasına el konulan bir adam aynı toplumsal statüye düşer, toplum nezninde. Fakat bir farkla biri yeniden yapılabilir, diğeri ise hiç geri gelmez…

Evde kalmış diyorlar….!Kaç yaşında o?

Toplumun kadını koyduğu yerden ve baskıdan çıkması son derece zordur çünkü kadın elinde soyun devamını tutar. Kadınlar doğurmadığı takdirde, soyun devam etmesine olanak yoktur. O yüzden devlet ve kadın arasında daima bir yaptırım, yasaklama ve doğumu kontrol etme ilişkisi olmuştur. Doğumu kontrol etmeyi çalışan bir devlet idelojisi  19. Yüzyıl Neo-maltusien tavırda , 1930’larda Hitler Almanyası da kadınları Kinder, Küche, Kirche’ye yani Çocuk- Mutfak- Kilise üçlüsüne hapsederken ve Türkiye’de son bir senede yapılan kürtaj, kaç çocuk yapılması gerektiği gibi söylemler de kendini gösterniştir. İşte tam bu noktada biyoolojik ve toplumsal çatışmanın yarattığı: Yaş-doğurganlık meselesi ortaya çıkar.

Evde kalmaktan en çok korkan kim midir? Tabii ki Bridet Jones!

Evde kalmak da bunun etrafında şekillenir. Modern şehirli bir kadın için bile içten içe bir “evde kalma korkusu” vardır, kendi paralarını kazanıp başka bir eve çıkıp, kendi hayatlarını idame ettirme yetisini bir eğlenceye dahi dönüştürseler dahi, yan gözler hatta anneler de  “ bu kız evde kaldı” diye hafif acıma, hafiften bir zersenişt hali vardır… Halbuki evde kalma deyiminin altında ciddi bir statü sıkıntısı yatar. Evde kalma deyimi 19. Yüzyılda Sanayi Devriminde ortaya nasıl çıkmış bir bakalım: “Rusya, Almanya, ve Fransa’da yaygın olmasına rağmen “anne”ye karşın “orospu” keskin karşıtlığı dışında üçüncü bir terim arayan Victoria dönemi insanlarının “evde kalmış kız” imgesini duygusallaştırdıkları ve lekesizlik, bakirelik ve fedakarlık nitelikleriyle donattıkları İngiltere’de bu görüngü özel bir önem kazandı.” Cécile Dauphin, Kadınların Tarihi.

Böylelikle hem bekar olup hem de fahişe olmayan kadınlar için bir statü yaratılmıştır. Halbuki günümüzde işgücüne önemli bir katkı sağlayan hatta bazılarında yönlendiren, öğreten kadınlar için son derece çarpık bir ithamdır. Ancak ne yazıkki günümüzde birçok kadın dahi evde kalma kavramını şaka ile karışık kabul eder, öyle ki Türkiye’nin önemli bir moda dergisinin genel yayın yönetmenlerinden biri Twitter ve Facebook’undan “Kendim ilan ediyorum, resmen evde kaldım” diyerek talihsiz bir açıklama yapmıştır. Yalan Dünya dizindeki Vasviye karakteri, kadınların yaş mevzuunda birçok kimseye sirayet etmiştir. “Bir kadının en güzel yaşı 35, sonrası pörsüme” diyen Vasviye toplumun eti kemiğe bürünmüş halidir.

Bugün halen, kadınlar için evde kalmanın baskısı son derece ciddidir. Hatta öyleki, bu nedenle yanlış tercihler yapmaya dahi itilen birçok kadın vardır. Evli kadınlara yaşı pek sorulmaz, hatta ciddi bir ayıp olacaktır. Bunun bir nedeni de evli kadının, başka bir adama aitliğinden yaşının sorulmasının yakışıksız olacağıdır ve aynı zamanda toplumla bir beklentiye cevap vermesidir.

Sonuç

Son dönemde karşılaştığım hatta yeni tanıştığım kişilerin, hatta hiç tanımadıklarımın, hayatımından  şöyle bir geçerken uğrayanların son dönem vazgeçilmez sorusu olan kaç yaşındasın sorusu üzerine bu yazıyı kaleme almaya karar verdim.  İmza toplayan adamdan, taksi şöförüne, konferansta tanıdığım kişilerden, sokakta yüreyen adamın ismimden önce yaşımı sorması, üstelik bir doktor değilse, kişisel bir sorunun bana neden bu sıklıkla sorulduğuna bir anlam getirmeye çalıştım bu yazımda.

Türkler meraklı diyip geçebilirdim ancak biliyorum ki merak yanlızca özel hayatlara karşı olmaz, meraklı kişiler çiçeklerin cinsini, felsefeyi, sosyal olayları, bazen bir televizyonun içinin ne olduğunu, CERN’de olup biteni merak ederler. Örneğin bir sosyolog meraklıdır ama kişisel olaylara değil de, toplumsal alışkanlıkların arkasında ne yattığını merak eder. Bana bu özel soruyu bıkmadan usanmadan soranların meraklı değil de biraz patavatsız ve cinsiyet ilişkilerinde üstün bir tavır takınan kişiler olduklarını düşünüyorum.  Her ne kadar soruya cevap vermekten gocunmasam da özel hayatıma müdahalenin beni rahatsız ettiği aşikar.

Kişisel soruların sorulurken daha dikkatli davranılması gerektiğini düşünüyorum. Kaç çocuğun var derken, hiç çocuğu olmayan birisine, kaç yaşındasın derken olduğundan daha yaşlı gösteren birine, kaç para kazanıyorsun derken maaşından rahatsız birisine kötü niyetli olmasak  dahi incitici sorular sorabiliriz. Üstelik onların ruhsal durumlarını etkileyebilir, travmalara neden olabiliriz.  Bize masum gözüken , ırk, dil, din , cinsiyet soruları ne yazıkki bizlerin hiç fark etmediği, sorarken düşünmediğimiz  ayrımcılıkları da beraberinde getirebilir.

Deniz Bağrıaçık

http://pinterest.com/pin/38562140529530354/

http://pinterest.com/pin/285697170080856794/

Reklamlar

Yaş kaç?” üzerine 2 yorum

  1. bir çok kadının futursuzca sorulan bu soru karşısında rahatsızlıgını çok guzel ifade etmişsiniz. bir de ardından gelen ‘niye sorulmaz ki?’ sorusu! çok derin ve ince analiz.. elinize sağlık..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s