Prensler kurbağalara dönüşürse

Hürriyet’in geçtiğimiz hafta, Pazar ekinde Onur Baştürk’ün yazdığı bir yazı dikkatimi çekti. Özlem Tekin’den, Sertap Erener’e , Göksel’den, Aylin Aslım’a tüm kadın şarkıcıların, ayrılıklarla ilgili şarkılar yazdığına dikkat çekiyordu.

Kadınların yazdığı ve seslendirdiği ayrılık şarkılarındaki intikam çanları kulağıma birkaç zamandır çalınıyordu. Hatta aşk şarkıları dinlemek istediğim günlerde üstü üste ayrılık şarkılarına sıklıkla rastladığımı biliyorum. Ancak çevremdeki olaylarla, şarkıları bir arada etraflıca düşünmemiştim. Daha doğrusu sosyolojik bütünlüğünü göz ardı etmiştim.

***

Onur Baştürk’ün yazısında yer alan şarkılardan bir tanesi Sertap Erener’e diğeri de Özlem Tekin’e ait. İkisinin de şarkısını oldukça içten söyleyecek bir sürü kadın tanıyorum. Dağılmak isteyenler, unutmayı dört gözle bekleyenler, hiçbir şeyim yok diye haykıranlar, kızanlar Özlem Tekin kadar sert bir şey söylemek isteyenlere tanık olmamakla beraber birçok derinden acı yaşadığına inanan kadın gördüm. Tekin’in kızgınlığına dikkat çekmeden geçemeyeceğim çünkü kendisi cesedine tükürsem mi diye soruyor şarkısında. Benimde aklıma ister istemez Boris Vian 1940’lar Amerika’sındaki ırkçılığı eleştirdiği kitabının adı  geldi: “Mezarlarınıza tüküreceğim”. Bir ölünün cesedine tükürmek, insanlığın nefretinin uç noktalarından biri diye düşünmüşümdür hep…Anlayacağınız, bazı kentli kadınlar eski sevgililerine karşı  ciddi bir  öfke duyuyor…İşte ilki Sertap Erener’e ikincisi de Özlem Tekin’e ait şarkı sözleri. Öncelikle sözleri, okumaya davet ediyorum.

“Neyin varsa kaldırıp çöpe attım
Saçlarımı kestirdim hemen sarıya boyattım
Bir tanem diye kaydetmiştim ya hani telefonuma
Sildim derhal herkes gibi adını yazdım
Umurumda değil iyi ki bitti
Omuzlarımdan koca bir yük gitti
Çoktan alıştım yokluğuna
İnan ki

(Sertap Erener)

Beni lüzumsuz yere beklettin
Bırakır gider miyim sence
Aynaları yumruklarken ilk defa aşk bir işkence
Bugün seni öldürsem mi?
Cesedine tükürsem mi?
Kargaları gözlerinle beslesem mi?
Ya da vazgeçip yalnız üzülsem mi?

(Özlem Tekin)

Şimdi yazının ilk bölümünde şarkı sözlerine ek olarak bazı televizyon showlarından alıntı yapmak istiyorum. Böylelikle bir bütünlük ekseninden sizlere fikirlerimi sunabilirim ve  bu kadınların kim olduğunu ve kimi aradıklarına dair akıl yürütebiliriz.

Kadınlar güzel, erkekler zengin olunca…

Son on beş yıldır hepimiz daha bir aşinayız, kariyer kadınlarının aşkı arama hikayelerine. Sex and city, Ally McBeal gibi dizilerde, prenslerini arayan genç, güçlü kadınların hikayeleri bazen bizleri daha güçlü kılarken, bu dizilerle de toplumsal rollerin ne kadar zor kırılabiliceğine defalarca tanıklık etmişizdir. Örneğin dizilerde, fimlerde, kadınlar toplumsal olarak erkeklerin sahip olmasının gerektiği düşünülen maddi gücün erkine sahip kişilerle mutluluğu yakalamışlardır.

Hem dizilerdeki  hem de şarkıları yana yakıla söyleyen kadınlar genelde akıllı, kariyerli, iyi eğitimli, ortalama bir güzelliğin üzerinde , tabiri cayiz ise kalburüstü  şehirli kadınlardır. Ancak açmazları ise çoğunlukla kendilerinden sosyo-ekonomik olarak daha  üstte, masal prenslerini aramalarıdır.

Türkiye’den bir örnek vermek gerkirse, Gülse Birsel’in son derece severek izlediğim Avrupa Yakası dizisinde de, derginin kadın çalışanları maddi üstünlüğünün altı çizilmiş erkeklerle evlenmiş, hatta Birsel’in canlandırdığı Aslı karakteri, entellektüel dergi genel yayın yönetmeninden ayrılıp, kitap okumayı dahi sevmeyen, erkek mesleğinin neredeyse forması olan inşaat mühendisi anti-entellektüel ancak zenginliği ile dillere destan bıyıklı bir yakışıklı ile evlenmeyi kabul etmiştir. Üstelik Aslı pek de aşık olmamıştır.

***

Erkeklerin maddi üstünlüğü ile kadınların güzelliği toplumda bir puanlama yapıldığında eşit değerlere sahiptir. İkiside bu özellikleriyle sınıf atlayabilirler. Belki de güzel Rus kadınları ile zengin işadamlarının evliliklerinin son yıllarda artan oranı, ilk yüzyıllardan beri gelen toplumsal rollerin bu evliliklerde herhangi bir kafa karışıklığına neden olmadan huzurla yer bulmasıdır. Herkes rahattır, para babadan, sevgi de güzel anneden gelir. Adam yanındaki kadınla, sahip olduğu kapitalin reklamını yaparken, kadın da doğanın verdiği güzelliğin karşılığını almıştır. Ve bu durumda sonsuza kadar mutlu yaşarlar.( mı acaba çünkü hem para hem güzellik değişen güç dengeleri olabilir, ikiside hayat boyu kalabilen şeyler değildir aslında, zamanın göreceli üstünlükleri diye bile düşünebiliriz.)

Ne kurbağalar ne prensler, artık yeni masallar devri

Modern kadının prensini arayış hikayesi tek bir yazıya sığdıralacak gibi değil çünkü birçok sosyolojik unsur barındırıyor içinde. Ancak bu yazımda ele almak istediğim, yukarıda bahsi geçen şarkı sözlerinin aslında altında yatanın, kadınların kendi uydurdukları bir masalın hayalkırıklığını yaşamalarını düşünmem. Biraz da her iki tarafın da egolarının varlığının bu işin içinde olduklarının altını çizmek isterim.

Malum egolar kocaman olunca, en çok ayrılığı takmayan adeta büyük bir başarı kazanıyor. Arkadan da yana yakıla şarkı söylerken takmıyorum ama seni öldürmek istiyorum gibi sözler dökülüveriyor. Şimdi bir düşünün, hayatta gerçekten önemsemediğiniz şeyler için siz hiç şarkı söylediniz mi? Ben hiç söylemedim.

***

Yanlış kurbağaları öpüp öpüp, her sefer hayalkırıklığına uğrayan kadınlarla çevriliyiz. Bugünlerde prenslerin artık yok denecek kadar az olduğunu düşünürsek, prenseslik hayalleri ile büyüyen bu güçlü kadınların hayalkırıklıkları da çoklu oluyor maalesef. Şimdilerde bu efkarlı ve intikam kokan şarkı sözlerini yazdıran iki unsurun varlığını iddia edebiliriz: İlk olarak, prense dönüşen kurbağaların soylarının tükenmekte olduğunu iddia edebiliriz. İkinci unsur ise masalların artık eskisi gibi olmadığının. Aslında birincisini de ikincisinin sonucu olarak düşünebiliriz.

Her ne kadar, televizyon dizileri, filmler ve reklamlar, kadın ve erkek rollerinin yeniden üretimine katkı sağlasalar da, büyük şehirlerde ilişkiler ne yazıkki ne televizyonlardaki rollerde ne de masallardaki gibi oluyor.

Olmayanı oldurmak, sonuç: Hayalkırıklığı

Erkekler, güçlü duran, kariyer sahibi, akıllı ve eğitimli kadının da halen masallara tav olacağını çözmüş durumda. Egolarda kocaman olunca, ilişkiler bir oyuna dönüşüyor. Kısa sürede büyük masallar anlatılıyor. Jestler, sözler, mesajlar…Ancak, kısa sürede puff…Çünkü bu kadınların beklentilerini oyunlarla karşılamak imkansız. Erkekler bile  bunu farkında, kadınlar değil.

Yalan bir karakteri ancak oyun süresi kadar oynarsınız. Bu da tiyatroda 1,5 saat, gerçek hayatta da 1,5 ay gibi süreye denk geliyor zannedersem. Nerden mi biliyorum? Kafamı kaldırıp çevreme, kendime bakmam yeterli…
Sonra prens kurbağaya dönüşünce, gelsin sahte prensin arkasından söylenen ayrılık şarkıları.  Eh tabi, durum böyle olunca kadınların kurbağaların gözlerini oyası geliyor. Kısacası kurbağalar etrafta prens olarak geziyor daha doğrusu iş hayatlarında kılı kırk yaran, özel gün hediyelerinden, arkadaşlarının doğumgününe, iş toplantılarına, spor salonlarından, kuaförlerine ve entellektüel aktivitelerine kadar her şeyi sorgulayan kadınlar, konu prense gelince yelkenler suda, beyaz çiçeklere, güzel iki söze, romantik akşam yemeklerine öylesine canı gönülden inanıyorlar ki…

***

Toplumun belirlediği flört biçimleriyle, toplumda maddi olarak kendilerinde üstte, iktidar sahibi görünen, daha büyük yaşta,  iki kez şefkatle saçını okşayan sonra birdenbire çok bağlanıyoruz diyip uzaklaşan, annesinden, kızarkadaşından, ablasından hala yemek bekleyen erkeklere koşa koşa gidiyorlar…

Yazımın ilk paragraflarında belirttiğim gibi, erkeklerin maddi üstünlüğü, gücü iktidarı masalların olmazsa olmazıdır. Oysa ki bugün kadınların asıl kabul etmesi gerekenin , 19.yüzyılın sonlarından beri verilen kadın mücadelesinin amacı yeniden bu mitosların onların hayatlarında hayalkırıklıkları yaratması değil aksine kendilerine hem akılca hem maddi olarak denk birileriyle olabilme özgüvenini verebilmesidir de bir anlamda.

Toplumsal hayatta verilen mücadelenin aynı zamanda da özel hayata yansıması gerekir. Belki de toplumca belirlenmiş bir prensi değil de, kendimize uygun olanını aramak ve belki de o olmazsa ayrılık şarkıları söylemek en gerçekçisi değil midir?

***
Amacım,  düşlerinizi yıkmak ve aşkı bulamayacağınızı anlatmak değil ama gerçek bir prensle evlenen Kate Middleton’ın bile bugün kendi soyadını koruyup, kızı olduğu takdirde, taç sırasının ona geçmesini sağlayacak kadın-erkek eşitliği yasasını değiştirmesi bile, kraliyet masallarının dahi değişebiliceğini göstermiyor mu?

Bir de son olarak, Özlem Tekin’in şarkısınında karga gibi oymak istediğim ve hatta mezarlarına tükürmek istediğim kişiler asıl eski sevgililer değil de, kız çocuklarına tecavüz eden, kadınları sokak ortasında öldüren, töre, namus gibi kavramlarla kadınları canlı canlı  mezara gömmeye çalışan kişilerle hatta bunlara göz yumanlardır. Ne masallara, ne de cinayetlere göz yummalıyız.

 Harika bir bahar diliyorum

Deniz Bağrıaçık

. Kurbağa prens , külahın içindeki çiçekler ve bahar dalları Pinterest’ten alınmıştır.  

Reklamlar

Prensler kurbağalara dönüşürse” üzerine bir yorum

  1. Her sair ya da yazar da oldugu gibi bence sarkicilarin da soyledigi sarkilar otobiyografik ogeler barindiriyor. Goksel’in son albumu belki o kadar vahsi degil ama yine de “prensi” bulamamanin verdigi hayalkirikligi, caresizlik uzerine. O da esinden bosandi. Dusununce tum bu kadinlarin 40 yaslarina yakin hatta gectigini fark ettim. Demet Akalin da eski sevgiliye duyulan nefret ve ayrilik sonrasi yine eski sevgiliye yapilan nispet kavramlarini sarkilarinda sikca ele aliyor. Bence tum bunlarin biraz da hayatin neresinde oldugunla alakasi var. Tabi ki daha genc sarkicilarin da buna benzer temalar isledigi oluyor. Bir de aklima hic erkek sarkici yok mu sorusu geldi. Buldum bir tane: Serdar Ortac, onun da escinsel olduguna dair bir suru dedikodu var ama bu ayri bir yazi konusu olabilir, “seni atacagim posete yazik” diyor. Bence oldukca yuksek cagrisimli bir cumle. Aklima Munevver Karabulut geldi.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s