Hayattan geriye ne kalır?

2012 yılının, Haziran ayında,  babaannem Necla’yı kaybettiğimizde aklıma bir soru düşüvermişti amansızca. Bize hayattan geriye ne kalır diye mırıldanmıştım.  Varlığın miş-li geçmiş zamanın ötesine geçemeyeceğini tanıklık ettiğimiz sayılı anların biri olsa gerek ölümle zorunlu buluşma anlarımız. Onu kaybettiğim gün bir masalı okumuş gibi hissetmiştim. Sessizce mırıldanmıştım: Bir varmış, bir yokmuş…

Kimileri bu haberlerin karşında öteki dünyanın varlığının inancı ile teselli  olup yoluna devam edebilirken  ben o şanslı insanlar içinde olamayıp, kaybettiğim insanın acısı eşliğinde, hayatı, varlığı  ve yokluğu  sorgularken bulurum sıklıkla kendimi. Bunca endişenin, bunca telaşın, kimi zaman nefes nefese yaşamanın, işkencelerin, kırdığımız kalplerin ne anlamı olur diye düşünüp dururum.

Kalanlardan: Bir bilezik

Anlamsızlığa anlam katma çabasını, gökyüzünü, ölümü ve hayatı düşündüm babanemden sonra bir çok kez yaptığım gibi. Ancak Tolstoy’un kahramanı  İvan İlyiç ölürken nasıl ölüme bir türlü anlam getiremediyse ben de getiremedim bir türlü doğru düzgün…Daha doğrusu getirdiklerim beni bir türlü tatmin etmedi.

Haziran günlerini her sene büyük bir özlemle beklerken, geçtiğimiz haziran uzun zamandır beklediğim ama zihnimde geleceği günü ötelediğim bir haberle  karşılaşmıştım.  Halbuki her haziran içime umut düşer, sevgi düşer, aşk düşer, tatlı bir telaş, yazın sıcaklığı düşer. Tek bir kötü anım yokken bu sefer düşüvermişti kaybın acısı içime ve yeniden başlamıştım sorgulamaya hayatı. Bu sefer aklımı kurcalayan soru evrilmişti:  Ne kalır olmuştu sıradan insanların hayatından kalan bu dünyaya. Hele bir de bilmeden yaşanan bir hayatsa…

Milyonlarca söylenen sözcükten, günlük hayatın çabasından, sevmekten, sevilmemekten, fincanlardan, dantelli mendillerden, kıskançlıklardan, kavgalardan, süslü iç çamaşırlardan, ipekli fularlardan, kitaplardan geriye bize ne kalır diye düşünmekten yorgun düşüvermiştim. Sahi bize ne kalırdı bu dünyadan üstelik biz kalamazken?

Yanından ayırmadığı tesbihi…

Zaman zaman duyumsadığım bir korku vardır, o yeniden belki de bu soruyla daha da anlamlı bir hale gelmiş ve açığa çıkmıştı. Bir şey üretemeden günlerimin birbirinin tekrarı olarak geçmesi karşıma dikilivermişti. Buna karşı durmalıydım. Hayatta bana en yıkıcı gelen olgu; monoton, üretemeden geçen hayatlardı, bunu yeniden bir kez daha keşfetmiştim.

Belki bu yüzden her an bavulumu toplayıp gidebilirim, belki de o yüzden her türlü kurumsallaştırılmış, belirlenmiş rollerdeki ilişkiler canımı sıkar. Ben babanemi kaybettikten sonra karar vermiştim, aklımdan geçenleri daha sık kağıda dökmeliydim. Daha sık istediğim şeylere vakit ayırmalıydım ve gereksiz olan hiç birşeye can sıkmamalıydım. Beni gerçekten sevenlerle olmalı, olmayanları oldurmaya çalışmamalıydım…Malın, mülkün de zevk alınmadan kullanıldığında bir değeri  yoktu hatta mutsuz kullanılan her şey anlamını yitiriveriyordu. Ancak acı gidince dersler de gidiyor, işte o yüzden bugün bunları yeniden hatırlayarak yazmak istedim. Gerçekten hissedilenlerin kalabiliceği inancı ile yazdım tüm bunları.

Geriye kalanlardan bir Kur-an

Kalan eşyaları varlıklarının uçup gidiciliğini düşündürürken, yalnızca  onlardan geriye kalan maneviyat beni mutlu ediyordu. Güzel yenmiş yemekler, paylaşılmış sevinçleri o kadar güzel hatırlıyorum ki şimdilerde. Gerçek olanlar, elle tutulanlar değil büyük ihtimal, sanki gözle görülmeyenler daha bir özel…

***

Kim bilir geriye kalan güneştir, gökyüzüdür, denizlerdir ve oradaki yansımalarımızdır, tıpkı hiç olmamış gibi…

Güzel haftasonları

Deniz Bağrıaçık

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s